4 Aralık 2009

animal collective

animal collective

Eskiden şöyle bir fantezi geçirirdim kafamdan. Bir süreliğine insanları hipnotize edebilmek gibi bir yeteneğe sahip olayım. Sonra dünyanın en rezil seslerini çıkartıp anaokulu ninnisi kıvamında tekdüze müziklerle bezeli bir albüm yapayım. Ama doğaüstü gücüm sayesinde dinleyenlerin beyinlerini kontrol edeyim, herkes bayıla bayıla dinlesin. Geçen gün Depeche Mode konser DVD’si izlerken nasıl bir histir acaba o sahnede onbinlerce kişiye hükmetmek diye merak ettim; bunu hiçbir zaman tecrübe edemeyeceğim için de hayıflandım. Sonra bahsettiğim fantezi geldi aklıma, güzel olurmuş.

Ben fantezi diyorum ama Animal Collective fantezimi yıllardır realiteye çevirmiş durumda. Geçenlerde birkaç 2009’un en iyileri listesine denk geldim, söz birliği etmiş gibi herkes ‘Merriweather Post Pavilion’u koymuş listenin tepesine. Gözlerimi ovuşturdum, soğuk bir duş aldım, tekrar baktım, hakikaten öyle. Başkalarının beğenilerinden kolayca etkilenen bir insanım, o sebepten Animal Collective ortaya çıktığından beri takip etmeye çalışıyorum. ‘Sung Tongs’ o zamanlar kafamı freak-folk’a takmış olduğumdan iyi gelmişti, sonra ‘Feels’ yayınlandı, ‘Banshee Beat’ denen şarkıyla sevdim adamları. Heralde zamanla ben de herkes gibi iyice hasta olurum diye düşündüm, iki konserlerine bile gittim bu müzik fenomenini yerinde gözlemlemek için. İleride çocuklarıma “ben Animal Collective’i ta 2005’te izledim yavrum, siz hala mal gibi oturun” filan diye böbürlenecektim hesapta. Sonra durup dedim ki “napıyorum lan ben?”. Bugün Animal Collective’in görüp görülebilecek en gözde büyütülüp abartılmış [overrated hani] grup olduğunu düşünüyorum. Geçenlerde nete düşen yeni EP’leri ‘Fall Be Kind’ı dinleyince, daha doğrusu beş “şarkı”ya arka arkaya tahammül edince, tekrar kani oldum. Grubu sevenler Animal Collective’in çok orijinal işler yaptığını söylüyor, her albümde sanatlarını bir adım öne taşıdıklarını iddia ediyor. Bence de öyle. Animal Collective rastgele, ilkel sesleri bozuk vokallerle sarmalamakta ve can sıkıcı ritim ve melodileri şarkı diye yutturmakta çok orijinal gerçekten de, her albümde de bu kepazeliği bir adım ileri taşıyorlar. Bana hiçbir şey hissettirmiyorlar, ne coşku, ne hüzün, ne esrime, ne yıkıntı. İyi müzik dediğin insanın karın boşluğuna dokunur. Animal Collective yüzünden bu müzik işinden hiç anlamadığımı düşünür oldum, ortamdaki bir akıllı ben olamam zira [divina’yı tenzih ederim]. Yeni EP’nin öne ittirilen şarkısını paylaşayım, yine de siz karar verin.

Animal Collective – What Would I Want? Sky