
Bir sigara yakıp arkamıza yaslanalım ve haziran başında yaptığımız telefon sohbetinde, John Berger’in sigara yasağı konusunda söylediklerine kulak verelim:
“Tüketim kültürünün ideolojik amaçlarından biri paranoya; sigara yasağı onunla ilgili. Bu kültürün başlıca özelliklerinden biri korku salması; korku salarak tüketime teşvik ediyor, kendi yarattığı korkunun üstesinden gelinebilmesi için tüketim reçeteleri sunuyor. Sigarayla ilgili paranoya, bunun güzel bir örneği. Diyebilirsiniz ki, ‘ama sigara da bir tüketim nesnesi’. Evet, ama şirketler sigara konusunda yaydıkları korku sayesinde yeni ürünler üretip pazarlıyorlar.”
Araya girip “Sigara tiryakileri -1.2 milyon oldukları tahmin ediliyor- sigarayı bıraktırdığı iddia edilen ürünler ve sigarayı ikame edecek maddeler için müthiş bir pazar oluşturuyor” deyince şöyle devam etmişti: “Tüketim kültürü diyoruz ama, aslında neoliberalizmden bahsediyoruz. Açgözlülük ve kar tutkusu üzerine kurulu bu kültür neoliberalizm olarak anılıyor, ama ben ona ekonomik faşizm diyorum. Neoliberalizmin çılgın ideali, tüketicinin tüketim yoluyla insanlık durumundan muafiyet kazanması, bu muafiyeti satın alması. İnsanlık durumu dediğimiz şey, ölümlülüğü, acıyı, hüznü, kayıp vermeyi içerir. Ama aynı zamanda, bütün bunlarla barışmayı ve onları aşmayı sağlayan vasıfları da içerir. Neoliberalizmin kurucu ideolojik öğelerinden biri, tüketicinin bu muafiyeti satın alabileceğidir.”

Kısa bir suskunluktan sonra şu yorumu yaptı: “Orada, insanların aşina olduğu bir duyguyu, bir mecaz vasıtasıyla paylaşıyorum. O bölüm beni iflah olmaz bir bağımlı olarak gösteriyor. Bir zevkin bir bağımlılık olduğunu düşünmüyorum. Zevk ve bağımlılık farklı şeyler. İstanbul’da mesela –Filistin’de de öyle– insanlar bir araya geldiklerinde, birlikteliklerini tam ve engin yaşamak istiyorlar. O birlikteliğin, o biraradalığın ritüellerinden biri de sigara içmek –birlikte sigara içmek.”
Şimdi, bu zevke, bu ritüele, kamusal mekanlarda yasaklama getiriliyor. Niçin? “Böylesi herkes için daha iyi olacağı için.” Niye herkes için daha iyi olacak? “Uzmanlar öyle diyor da ondan.” Kim bu uzmanlar? Kanıtlar ne? Sorular çoğaldıkça, işin içinde, Jackson’ın sergilediği bit yeniği olduğu anlaşılıyor.
Anti-sigara faşizmi, küçük harfli neoliberal faşizmlerden biri. Sigara içmeyenleri “libere” etmek adına, içmeyenleri cendereye sokuyor, tıpkı John Berger’ın “ekonomik faşizm” dediği büyük harfli neoliberal faşizmin, sermayeyi “libere” etmek için emeğiyle geçinenleri cendereye aldığı gibi. Ve meselenin acı yanı, cendereye alınanların bu cendereye rıza göstermesi, bir hikmeti olduğuna dair “kelam”a inanarak itaat etmesi. Tıpkı, yakasının rengi ne olursa olsun bedenen ve zihnen “ücretli” olanların “serbest piyasa”yı kutsamaları, sermayenin “libere” olmasının kendilerini de özgürleştirdiğini –sadece tüketici olarak tabi– ve “yaşam kaliteleri”ni yükselttiğini düşünmeleri gib, sigara tiryakilerinin büyücek kısmı, bu yasağa rıza gösteriyor, hatta “bu şerde hayır var” zannediyor. Tiryaki olmayanlar, tıpkı tuzları kuru olduğu için sermayenin “libere” edilmesini ama alkışla, ama sessizce –ve belki de mahcubiyetle– destekleyenler gibi, “bana dokunmayan yılan” burcunda.


































