19 Kasım 2011

atlas sound

atlas sound

‘Parallax’ fiziksel bir olgu. Bir nesneye farklı iki noktadan bakınca görme algısında ortaya çıkan farklılıkları betimleyen bir terim. Bradford Cox, bu terimde kendi hayatının bir yansımasını bulmuş, aynı anda sadece tek bir şeye yoğunlaşabilen yapısı sebebiyle başka insanlar için beş yılda geçen bir süreci kendisinin yirmi yıl olarak algılamasını bu terim vasıtası ile üçüncü solo albümünün ismine yansıtmış. Cox için müzik üretmek bir yaşam biçimi, her an yanında kayıt cihazıyla gezen, bavulunda yüzlerce saatlik materyal taşıyan bir adam. Ancak Atlas Sound albümleri genelde Cox’un ya grubu Deerhunter ile sorunlar yaşadığı ya da bireysel şeytanlarla boğuştuğu zamanların ertesine denk geliyor, Cox ancak böyle zamanlarda yoğunlaşıp elindeki kayıtları resmi bir albüm şekline sokuyor. Bu sefer de Deerhunter turunun sıkıntısı üzerine yakın dostu Broadcast vokalisti Trish Keenan’ın ölümü binmiş ve Cox pek de çıkmadığı o depresyonlardan birinin içine girmiş. Atlas Sound müziği her zaman gaipten gelirdi, bu ölümün etkisi bu hissiyatı güçlendirmiş. Elimizdeki bir ipucu da albüm kapağındaki fotoğraf. Eskiden yüzünü flulaştırır ya da yoğun ışığın altında kaybettirirdi Cox, bu sefer mikrofona dayanmış bir şekilde kayıtlar esasında bolca dinlediği klasik rock etkileşimlerini hissettiren yalın ve berrak bir fotoğraf seçmiş. Bu şekilde yalnızlığını daha iyi aksettireceğini düşünüyor, zaten bir önceki albüm ‘Logos’un aksine pek de misafir kabul etmemiş bu sefer. Eskiden “yalnızlık” temasını negatif anlamda kullanırdım yazılarda, sanki müzisyen için silkinip kurtulması gereken bir durummuş gibi. Ama artık fikrim değişti. ‘Parallax’ta yalnızlık hissi derinden hissediliyor ama Cox, ‘Modern Aquatic Nightsongs’da “soğuk, soğuk, soğuk” diye kendini parçalar ya da ‘Te Amo’da “bir kere düşmüşsen hep düşmüşsündür” lafını telaffuz ederken onun için üzülmüyorum. Bazı insanlar yalnızken daha mutlu. Olumsuz bir girizgâh yaptım hissiyat açısından ama bu en davetkâr ve kolay dinlenir Atlas Sound albümü. Kariyerine noise ve ambient flörtleri ile başlayan Cox zamanla fazlalıklarından arınmış, nefaseti yıkımda değil sadelikte arayan bir tarza doğru kaydı. ‘Terra Incognita’nın büyük bölümü tek bir akustik gitar ile ilerliyor, eski Atlas Sound kayıtları ile karşılaştırınca ilginç. Başta da söyledim, Cox solo projesini çok farklı zaman, mekân ve ruh hallerinde kaydettiği eskizleri birbirine yapıştırarak ilerletiyor, oysa ‘Parallax’ bunu hiç çaktırmayacak kadar bütünlüklü akan, yarım kalmış taslakların süpürüldüğü değil keskin bir odak gözetilerek kaydedildiği izlenimi uyandıran bir albüm. Girişteki klasik bir indie rock denemesi olan ‘The Shades’ ve orta tempolu bir Deerhunter şarkısı gibi tınlayan ‘Amplifiers’ sonrası ‘Mona Lisa’ gibi istisnalar dışında gittikçe içe kapanıyor ‘Parallax’. Sevmekten mide bulandıran aşkların, o aşklardan bile daha değerli müptelalıkların albümü. Eski albümlerde biraz da göz boyama amacı güden teyp hışırtıları ya da ses yankıları gibi dokunuşlar bu sefer kompozisyonun olmazsa olmaz parçaları. İnanmayan ‘Doldrums’a kulak versin. Bradford Cox beni son on yılda ortaya çıkan en önemli şarkı yazarlarından biri olduğuna çoktan ikna etmişti, ‘Parallax’ üstüne tüy dikti.

Atlas Sound – Amplifiers