24 Ocak 2012

sharon van etten

sharon van etten

“Teyp hışırtılarının arasından gri bir gökkuşağı açıyor. Kimsesiz gitarı, kısa kesilmiş saçları ve dipsiz sesiyle dev gibi görünüyor şarkılarını çalarken. ‘For You’nun videosunu izlerken gözlerinin içine bakmaya korkuyorum.”

Travmanın çoğu geçmiş ve yeni bir mahalleye taşınmışız. Üç-beş dost, yazılması gereken bir doktora tezi, konserler. Sharon Van Etten, belirsizlik ve melankolinin kol gezdiği zamanlarda girdi hayatıma, yaşam enerjimi yüksek tutmaya çalıştığım, beslenecek damarlar aradığım zamanlar. Sharon da biraz benim gibiydi ve biraz yaren belledim kendisini. O zamanlar pek bilgi yoktu hakkında, bir New Jersey kızı olduğundan, kendisini sömüren ve yeteneğini hakir görüp aşağılayan bir adamla yürüttüğü yıpratıcı bir ilişkiden çıktığından ve şeytanlarıyla yüzleştiği şarkılarını Brooklyn’in ufak kulüplerinde çalmaya başladığından başka. Ya birkaç şarkısı dolaşıyordu internette ya da kendi adını taşıyan ve birkaç dolara isteyenin evine postaladığı amatör bir albümü vardı, tam hatırlamıyorum. Bu bile her yaptığını takip etmeye ant içmeme yetmişti. Nerede yakalasam konserlerine gitmeye başladım. Yine o konserlerden birinde, Union Pool’da sahneye çıkmadan önce mekânın bahçesinde gördüm kendisini, tek başına sigara içiyordu. Hiç huyum değildir ama merhaba dedim, sanki az sonra konser verecek olan o değilmiş gibi kendisini nereden tanıdığıma şaşırdı, utandı, sıkıldı, dinlediğim için teşekkür etti. On dakika önce birileri tarafından tanındığı için yerine dibine girmesine ramak kalan o değilmiş gibi sahneye çıktığında büyüdükçe büyüdü, insanların soluğu kesildi, çıt çıkmadan izlenen konserde şarkılar teker teker beyin kıvrımlarımıza işlendi. Erkek çocuğu görünümlü, süklüm püklüm yürüyen bu genç kadının ciğerlerinden ve parmaklarından gizine vakıf olması zor böylesi bir büyü akması eminim o gece birçok insanı mucizelere inandırmıştır.

sharon van etten

“‘Because I Was In Love’ öyle bir albüm ki kollarımıza can atarak helal ederek alıyoruz. Derinden sarılıyoruz ve sırtını şefkatle sıvazlıyoruz. Sarsıntılı hıçkırıklar kendilerini salıverip ufak dalgacıklara dönüşüyor ve sonunda ebediyen sürecek bir dinginliğe varıyor.”

Sharon’ın zaman içinde biriktirdiği şarkılar önce ‘Because I Was In Love’ ismiyle yayınlandı. Artık az da olsa kendisine inananlar, kefil olanlar, el verenler vardı; karanlığın içerisinde Don Kişot-vari bir tavırla yazdığı şarkıları değirmenlere karşı bir araya getirdi. Sonra biraz inzivaya çekildi ve tek başına gitarıyla yazdığı şarkıları biraz daha süsleyip püslemeye karar verdi. 2010’da yayınlanan ‘Epic’ enstrümantasyonun piyano ve harmonyum gibi öğelerle zenginleştiği, müzisyenin iskeletsel şarkı yazma tekniğini biraz daha ete kemiğe büründürmeyi amaçlayan bir geçiş albümüydü. Matemli cenaze merasimlerinden (‘Love More’) müzisyenin parmaklarını kanatmacasına gitar tellerine vurup yüreğini dağladığı güçlü baladlara (‘A Crime’) çeşitlilik gösteren albüm Sharon’a birçok yeni hayran kazandırdı. Bu hayranların arasında The National ve Clogs’dan tanıdığımız mektepli gitarist Aaron Dessner da vardı, bir konserde Justin Vernon ile beraber bir Van Etten şarkısı bile çaldılar. Bunun haberini alan Sharon teşekkür etmek için Dessner’ı aradı ve yeni albüm ‘Tramp’in tohumları da o konuşmada atıldı. Dessner hem stüdyosunu açtı Sharon’a, hem de yeni şarkıların prodüktörlüğünü üstlendi. O zamandan beri arkadaşlarının evlerinde göçebe misali yaşayıp Dessner’ın garajdan bozma stüdyosunda geçiriyor vaktini. Solo müzisyenler kanlı canlı bir grupla yeni bir formasyona geçtikleri zaman müziklerinin içi biraz boşalır, o eski efsun yerini bilindikliğe ve sıradanlığa bırakır. Mesela Laura Marling geçen sene yayınladığı albümde bu açıdan biraz duvara toslamıştı. Sharon bu geçişi taviz vermeden yapmayı başarmış. Albümde The Walkmen davulcusu Matt Barrick, Beirut’un esas adamı Zach Condon, Wye Oak gitaristi Jenn Wasner ve ambient prensesi Julianna Barwick var. Ve evet, açılıştaki ‘Warsaw’da arz-ı endam eden Mazzy Star gitarları, ‘Serpents’ın ritim ve melodilerindeki The National damgası, ‘Leonard’ın dibine döşenmiş yaylılar Van Etten müziğinde alışık olmadığımız öğeler. Ancak yine de bu şarkılar doğrudanlıkları, cüretkârlıkları ve tutumlulukları ile tam da Van Etten şarkıları. ‘All I Can’in yalın ilk yarısı ve sonraki yükseliş sekansı müzisyenin beste yapmaktaki maharetine, yaptığı bestelerin farklı şarkı dinamiklerinde eşit derecede iyi tınlayabildiğine delalet. Kapanıştaki ‘Joke Or A Lie’ dokunsan ağlayacak kırılganlığı ile ta ilk zamanlardaki kayıtların benzersiz anlarını anımsatıyor. Bir de albümün belki de en iyisi ‘Give Out’ var. Çok eski bir şarkı bu aslında, müzisyeni ilk keşfettiğim zamanlarda ilk dinlediğim üç-beş şarkıdan beri, o zamandan beri saklayıp dünyayla paylaşmak için en doğru anı beklemiş olsa gerek. “Sıktığım yumruğumu açıp ellerimi dizine koyuyorum / Şehre taşınmamın müsebbibi sensin”

sharon van etten

“Sharon’ın müziğine meftun olmamın sebebi hiç şüphesiz şarkı sözleridir. Dolambaçsız, herkesin tecrübe ettiği ama gereğinden fazla karmaşıklaştırdığı hisleri ete kemiğe büründüren sözleri. Bir gitar ve çıplak sesiyle dünyaya meydan okumasını sağlayan cesareti.”

O zaman yaren bellemiştim Sharon’ı, hala da öyledir benim için. Bugünlerde daha da. All I Can’de şöyle diyor: “Hepimiz hatalar yapar ve kaçmak isteriz / Geçmişin unutulsun istediğimiz yüklerinden / İsterim ki aşk silsin ve zihnimi salıversin / Bir de becerebildiğim kadar yeniden sevmek / Yaralarım el versin ve iyileştirsin / Çok şey arzu ettin / Ancak bu kadarını bulabildin” Kimimizin daha ağır, kimimizin daha hafif ama nereye gidersek gidelim içinde pişmanlıklar ve özlemlerin olduğu bir çuval sürüklüyoruz peşimizde. Sevebilmeyi de en çok bu yüzden istiyoruz, inanıyoruz ki sevince o çuval hafifleyecek. Bir süre öyle de oluyor, yaralarımız onar gibi oluyor ama sonra şeytan dürtüyor ve birileri o yaraların kabuğunu koparıveriyor. Her seferinde çuval daha ağırlaşıyor. Bunu belki de biliyoruz ama denemekten bıkmıyoruz. Sharon da ‘Ask’te benzer hislerden bahsediyor: “Ebediyen sürecek bir şey bulalım / Sigara külü gibi yıkılıyor dünya başıma / Elimizden geleni yapalım / Galiba çiçekler ve mektuplardan fazlasına ihtiyacım var / Ben denemediğimden değil ama sen bir daha denemeyeceksin / Olanlar hakkında gülmek canımı çok acıtıyor / Evet, olanlar hakkında gülmek canımı çok acıtıyor” Denemeye devam etmenin yolu insanın içindeki umuda sarılmasından geçiyor, Sharon da öyle yapmış, zorlukların içerisinden geçmiş ve kafasını yükselen suların yukarısında tutmayı becermiş. Bu açıdan özgürleşmiş bir kadının şarkıları bunlar. Özgürleşmenin yolu ise ‘Joke Or Lie’daki gibi biraz çaba harcamak (“İster yalan de ister şaka / Paltonu giy ve inan bana / Elimden geleni yapıyorum”), biraz da ‘Serpents’taki gibi affedebilmek ve inanmak (“Zihnimdeki yılanlar / Suçlarını affetmeye uğraşıyor / Herkes zamanla değişir / Umarım bu sefer o da”).

Sharon Van Etten – Serpents

Sharon Van Etten – Give Out