
Leyland Kirby uzun senelerdir müzik yapan ancak yaptığı işler ilk defa geçen sene yayınladığı ‘An Empty Bliss Beyond This World’ albümü ile birçok müzikseverin nezdinde bilinirlik kazanan bir müzisyen. 20lerin ve 30ların balo salonu müziklerinin atmosferde asılı kalmış kalıntılarını toparlayan albüm çürüme, kaybetme ve hafıza gibi temaları irdeliyordu. Kirby’nin kavramsal ilham kaynağı amnezi olgusu ve Alzheimer hastalarının bilinçaltlarında gömülü kalmış anılara müzik vasıtasıyla dokunabilme fikri eserlerinin temelinde yatan ana dayanak noktalarından biri. The Caretaker projesi de yoğunlaşılarak dinlenmeyi reddeden ancak bilinçaltına işleyip resimler uyandıran bir proje. Kirby’nin müziğini William Basinski ve Brian Eno gibi öncüllerin izini süren bir ambient denemesi olarak sınıflandırabiliriz, ancak Kirby uzak bir geçmişte kalmış sesleri toprağın altından çıkarıp bugüne taşıyarak kendine özgün bir hareket alanı yaratmış durumda. Yeni albüm ‘Patience’, yönetmen Grant Gee’nin Alman yazar W.G. Sebald hakkında çektiği filmin müzikleri aynı zamanda. Manidar bir durum zira Sebald’ın eserleri de 2. Dünya Savaşı’nın etkisi altında kişisel ve toplumsal hafıza kayıpları ile medeniyetler, gelenekler ve nesnelerin yok olmasını konu alan eserlermiş. Kirby bu albüm için kompozitör Franz Schubert’in üzerlerindeki fikri mülkiyet hakkı kalkmış eserlerine ve özellikle ‘Winterreise’ye odaklanıp kaynak materyalini buradan seçmiş. Yöntem bir önceki albümdekine benzer; oradaki lounge seslerinin yerini burada piyano sesleri almış ve müzisyen elindeki basit motifleri parçalayarak, çarpıtarak ve bozarak kolaja benzer bir anlayış ile yeniden yaratmış. Bu teknik kâğıt üzerinde ruhsuz ya da rastlantısal gözükebilir ancak ortaya çıkan sonuç fazlasıyla etkili ve düşündürücü. Bir önceki albüm plak çıtırtıları ile bezenmiş bir albümdü, bu dış etken daha da baskın bir hal almış ve beyaz gürültüye dönüşmüş yeni albümde. Öyle ki bu tıslamalar sık sık “müziğe” baskın çıkıyor, piyano döngülerinin güzelliğini “gölgeliyor”. Elbette müzisyen bunu yaparken bilinçli bir şekilde ölüm, çürüyüş ve kayboluş gibi kavramları uyandırmayı hedefliyor dinleyicinin zihninde. Aynı motiflerin farklı şarkılarda tekrar tekrar fakat farklı hallerde hayat bulması zamanın dönüştürücü gücünü anımsatıyor. Yan odadaki belli belirsiz konuşmaları duymaya çalışırcasına dinlenen bir albüm bu. Bu açıdan yorucu bir dinleme tecrübesi ama zaten eğlence amacıyla ortaya konmuş bir yaratı değil ‘Patience’. Biraz daha kısa ve öz olsa meramını daha iyi ifade edebilirmiş albüm ancak esasen görsel bir malzemeye eşlik etmesi gayesiyle kaydedildiği için bunu da kusurdan saymıyorum.
The Caretaker – Patience (After Sebald) [eserlerden kısa kesitler]