12 Mart 2012

rumour cubes

rumour cubes

Rumour Cubes, Londralı bir altılı. Yaptıkları müziğe enstrümantal, post-rock ya da deneysel gibi etiketler yapıştırılabilir. Gerçi bu tip müziklerle iştigal eden onlarca grup dinledikten sonra yapılan işin deneysel bir tarafı kalmıyor ve odak noktası güzel olanla olmayanı ayırt etmeye kayıyor. O kadar grubun içerisinde Rumour Cubes’a yer vermemin sebebi de kendilerinde özel bir nefaset hissetmiş olmam. Çift gitar, davul, bas, keman ve viyola kadrosuyla alışıldık bir sistemde işliyor grup; şu şarkının şurası Yndi Halda’ya, bu şarkının orası GY!BE’ye benziyor demek de mümkün ama haklarını vermek lazım ki ‘The Narrow State’ çarpıcılığında bir albüm yapmak herkese nasip olmuyor. Grubun bu ilk uzunçaları, üç şarkılık ilk EP ‘We Have Sound Houses Also’daki eserlerin yeniden yorumlanıp üzerlerine üç yeni şarkı eklenmesiyle oluşmuş ve bandcamp’ten ücretsiz ulaşılabiliyor. Girişteki ‘The University Is A Factory’ yaylılar ve gitarlar arasındaki akıcılık ve geçişkenlikle Rumour Cubes’un türün abecesine hâkim olduğunu gösteren girift bir eser. Albüm girişinde post-rock’ın klasik alet çantasındaki reverb’ler ve ses duvarlarını ortaya koyup önce güvenimizi kazanıyor, sonra da özgün hünerlerini sergiliyorlar. Bu öyle bir tür ki beni etkilemesi için çok yaratıcı olması gerekmiyor, bir grup iyiyse iyidir, lakin iyi olmak için gerekli nüansları, dinamizm anlayışını ve müzikal zamanlamayı kavramış grupların sayısı da çok fazla değil. Rumour Cubes’un kompozisyon anlayışının temelinde şarkıları ilk bakışta birbirinden bağımsız tınlayan parçalara bölmek var. Bu parçaların her birinin dinamiği ve orkestrasyonu farklı ancak bu doğrusal olmayan yaklaşımın içerisinden bütünde süreklilik yakalamayı başarıyorlar. Örneğin ‘Triptych’ punk enerjisiyle giren, yavaş yavaş sönüp ambient’a dönüşen, arkasından yaylıların boy göstermesiyle ruh yükselten bir finale koşan bir şarkı ve bahsettiğim dönüşümlerin doğal bir kurguya oturması sayesinde akılda kalıyor. Post-rock’ın olmazsa olmazı olan bir unsur ışık ve karanlık arasındaki gerginlik, yükseliş ve inişlerin tezatıdır. ‘The Narrow State’te dip dibe duran sükûnet ve patlayış anlarına tanık olsak da grubu farklı kılan nokta beklenti yönetimlerinde yatıyor. Bir kreşendo gelecekse en beklenmedik anda geliyor ya da usulca beliren tırmanış sekansları zirveye ulaşmadan buluta dönüşüyor. Latince “zaman geçer” anlamına gelen ve bu albümün dinleyici üzerindeki yoğunluğunun ipucunu veren kapanıştaki ‘Tempus Fugit’ de çıplak ve yalın tezahürüyle Rumour Cubes’un bir atmosfer ve ruh haleti yaratmak için sadece tezatlardan medet ummadığını, sesle ilişkilerinin mekanik olmakla yetinmediğini gösteren bir eser. Çeşitli politik hareketler ve yardım faaliyetleriyle iç içe olmalarıyla da sempatimi kazanan Rumour Cubes’un durağanlaşan bir türün içerisinde kendisine özel bir yer açabilmiş olması takdire şayan.

Rumour Cubes – The Gover Curve